<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Haberleri</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilgini.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilgini.com</link>
	<description>Önce Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Apr 2010 14:52:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Doğru makyajla her kadın güzel!</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/dogru-makyajla-her-kadin-guzel.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/dogru-makyajla-her-kadin-guzel.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 14:51:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğru makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[güzel kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[maskara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1802</guid>
		<description><![CDATA[Bakımlı kadın güzeldir denir hep…  Ama önemli olan bakımdan ne anladığımız. Doğru renkler ve dokunuşlarla güzelliğinize güzellik kadın!

Maskara sürmek
Maskara sürmek için kullanacağınız maskara fırçasını iyi belirlemelisiniz. Maskara fırçanız kıvrık yay biçiminde olmalıdır. Maskaranızı üç aşamada sürmelisiniz. İlk uygulamada, kirpiklerinizi birbirinden ayırmalısınız. İkinci aşamada, kirpiklerinize dolgunluk kazandırma işlemine geçmelisiniz. Bunun için kirpiklerinize ortadan başlayarak uca doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.gruphepsifanclub.net/portal/wp-content/uploads/makyaj1.jpg" alt="http://www.gruphepsifanclub.net/portal/wp-content/uploads/makyaj1.jpg" width="191" height="239" />Bakımlı kadın güzeldir denir hep…  Ama önemli olan bakımdan ne anladığımız. Doğru renkler ve dokunuşlarla güzelliğinize güzellik kadın!</p>
<p><span id="more-1802"></span></p>
<p><strong>Maskara sürmek</strong><br />
Maskara sürmek için kullanacağınız maskara fırçasını iyi belirlemelisiniz. Maskara fırçanız kıvrık yay biçiminde olmalıdır. Maskaranızı üç aşamada sürmelisiniz. İlk uygulamada, kirpiklerinizi birbirinden ayırmalısınız. İkinci aşamada, kirpiklerinize dolgunluk kazandırma işlemine geçmelisiniz. Bunun için kirpiklerinize ortadan başlayarak uca doğru maskarayı uygulamalısınız. Üçüncü aşamada, maskara ile dolgunlaştırdığınız kirpiklerinize uzun ve çarpıcı bir görünüm kazandırmalısınız. Üç kat maskarayı sürerken, her bir uygulamadan sonra birkaç dakika beklemelisiniz. Böylece maskara yapışmaz ve dağılmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/dogru-makyajla-her-kadin-guzel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İktidarsızlıkta da etkili!</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/iktidarsizlikta-da-etkili.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/iktidarsizlikta-da-etkili.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 14:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[prof.dr.bingür sönmez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1800</guid>
		<description><![CDATA[Kalp Cerrahı Prof.Dr. Bingür Sönmez, “Protein bakımından son derece zengin olan yumurta insanlığın devamı için vazgeçilmez bir gıda” dedi.


Yumurta Üreticileri Merkez Birliği ve Hastavuk A.Ş. işbirliği ile Antalya&#8217;da düzenlenen ‘Global Ekonomide Türk Yumurtacı Sektörünün Yeri’ başlıklı panelde konuşan Prof.Dr. Bingür Sönmez, yumurtanın insan sağlığı açısından vazgeçilmez bir gıda maddesi olduğunu söyledi. Yumurtanın sanıldığı gibi kolesterol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Kalp Cerrahı Prof.Dr. Bingür Sönmez, “Protein bakımından son derece zengin olan yumurta insanlığın devamı için vazgeçilmez bir gıda” dedi.</h3>
<p><img class="mainImg" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/04/19/iktidarsizlikta-da-etkili--606136.Jpeg" alt="İktidarsızlıkta da etkili!" width="269" height="168" /></p>
<p><span id="more-1800"></span></p>
<p>Yumurta Üreticileri Merkez Birliği ve Hastavuk A.Ş. işbirliği ile Antalya&#8217;da düzenlenen ‘Global Ekonomide Türk Yumurtacı Sektörünün Yeri’ başlıklı panelde konuşan Prof.Dr. Bingür Sönmez, yumurtanın insan sağlığı açısından vazgeçilmez bir gıda maddesi olduğunu söyledi. Yumurtanın sanıldığı gibi kolesterol deposu olmadığını dile getiren Prof.Dr. Sönmez, “Yumurta asla kolesterol bombası değildir. Ama biz yüzde 100 protein içeren bir gıdayı insanlardan yıllarca mahrum ettik. Son yapılan bilimsel araştırmalara göre açık kalp ameliyatı olan kişilerin bile yumurta yemesinde hiçbir sakınca olmadığı bildiriliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘İKTİDARSIZLIKTA ETKİLİ’</strong><br />
Yumurtanın sağlık açısından gerekli bir gıda olduğunun altını çizen Prof.Dr. Sönmez, ‘Önemli bir protein kaynağı olan yumurtanın kalp sağlığı açısından hiçbir zararı olmadığı ispatlanmış durumda. Son dönemde hızla artan Alzheimer, görme bozuklukları, psikolojik rahatsızlıklar ve cinsel yetersizliklerin büyük bölümünün de protein eksikliğinden kaynaklandığı saplanmıştır. Bu nedenle yumurta insanlığın devamı için vazgeçilmez bir gıda” dedi.</p>
<p><strong>‘BENİ KISKANIYORLAR’</strong><br />
Prof.Dr. Sönmez, bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkan araştırmalara rağmen kardiyologların yumurta konusunda <a onmouseover="showAd('25669','102229' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sessiz</strong></span></a> kaldığını kaydetti. Prof.Dr. Sönmez, “Kardiyologların bu konuda sessiz kalması mesleki kıskançlıktan öte bir şey değil. Aldıkları tavır tamamen gayri bilimsel bir davranış. Yıllarca hiç konuşmayan kardiyologlar ben olayı yüksek sesle telaffuz ettiğimde bana tepki gösterdi. Ben bir şey keşfetmedim, bunu literatürden çıkardım. Kimse de çıkıp ‘Sen yanlış söylüyorsun’ demedi. Ama bu açıklamaları yaparken bu kadar saldırıya uğrayacağımı hiç düşünmemiştim” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/iktidarsizlikta-da-etkili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız kokusunun 4 nedeni</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/agiz-kokusunun-4-nedeni.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/agiz-kokusunun-4-nedeni.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 18:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu 4 nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1798</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kokusu, korkulu rüyanız olmaya devam ediyorsa bu kabusun nedenlerini bilmeniz de fayda var!


1.Yemekler:
Yemek yedikten sonra dişler arasında kalan besin parçaları ağız kokusuna neden olabiliyor. Ayrıca soğan, sarımsak gibi uçucu yağlar içeren besinler de koku oluşturabiliyor. Bu besinler sindirildikten sonra içeriğindeki yağlar dolaşım sistemi tarafından ciğerlere taşınıyor ve nefes yoluyla dışarı veriliyor. Soğan ve sarımsak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Ağız kokusu, korkulu rüyanız olmaya devam ediyorsa bu kabusun nedenlerini bilmeniz de fayda var!</h3>
<p><img src="http://2.bp.blogspot.com/_feb7nJSRY-w/SsDy1PzvXmI/AAAAAAAAANA/PvMZh237xmY/s320/agiz+kokusu.jpg" alt="http://2.bp.blogspot.com/_feb7nJSRY-w/SsDy1PzvXmI/AAAAAAAAANA/PvMZh237xmY/s320/agiz+kokusu.jpg" /></p>
<p><span id="more-1798"></span></p>
<p><strong>1.Yemekler:</strong></p>
<p>Yemek yedikten sonra dişler arasında kalan besin parçaları ağız kokusuna neden olabiliyor. Ayrıca soğan, sarımsak gibi uçucu yağlar içeren besinler de koku oluşturabiliyor. Bu besinler sindirildikten sonra içeriğindeki yağlar dolaşım sistemi tarafından ciğerlere taşınıyor ve nefes yoluyla dışarı veriliyor. Soğan ve sarımsak 72 saate kadar koku yapabiliyor.</p>
<p><strong>2. Diş problemleri ve ağız hijyeni eksikliği:</strong></p>
<p>Dişler her gün fırçalanıp, diş ipiyle temizlenmediğinde bakteriler ağızda birikiyor ve hidrojen sülfür yayarak kötü kokuya neden olabiliyor.</p>
<p><strong>3. Ağız kuruluğu:</strong></p>
<p>Ağzı temizleyen ve nemli tutan salya eksikliğinde ölü hücreler dil ve damaklarda birikiyor ve kokuya neden oluyor. Bu tip ağız kokusu genelde sabah uykudan uyanıldığında ve sıklıkla ağzı açık uyuyan kişilerde görülüyor.</p>
<p><strong>4. Hastalıklar:</strong></p>
<p>Akciğer ve sinüs enfeksiyonları, metabolik hastalıklar, böbrek hastalıkları, diyabet, kronik reflü gibi hastalıklar da çeşitli şekillerde ağız kokusuna neden olabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/agiz-kokusunun-4-nedeni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Havalar ısınıyor, mantara dikkat!</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/havalar-isiniyor-mantara-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/havalar-isiniyor-mantara-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 18:11:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ayak mantarı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak mantarına dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.buket pençe]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1796</guid>
		<description><![CDATA[Daha çok yaz aylarında oluşan mantar enfeksiyonları, sağlığı tehdit ediyor. Deride yerleşen mantar hastalıklarının en sık görülen şekli ayak mantarları.


Dermatolog Dr. Buket Pençe mantar hastalığından korunma yöntemlerini anlattı
El ve ayakta kaşıntı, kızarıklık, sulantı, sertleşme, kalınlaşma ve bazen kepeklenme şeklinde kendini gösteren mantar,  hastalığın yerleştiği bölgeye uygun ilaçların yeterli süre kullanımıyla iyileşiyor.
Klinik görünüm
Saçlı deride yerleşen mantar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Daha çok yaz aylarında oluşan mantar enfeksiyonları, sağlığı tehdit ediyor. Deride yerleşen mantar hastalıklarının en sık görülen şekli ayak mantarları.</h3>
<p><img style="cursor: -moz-zoom-in;" src="http://www.antalyagunlugu.com/wp-content/uploads/2009/12/ayak-mantar%C4%B1-cilt-hastal%C4%B1klar%C4%B1-masaj-tedavi-sa%C4%9Fl%C4%B1k.jpg" alt="http://www.antalyagunlugu.com/wp-content/uploads/2009/12/ayak-mantar%C4%B1-cilt-hastal%C4%B1klar%C4%B1-masaj-tedavi-sa%C4%9Fl%C4%B1k.jpg" width="280" height="236" /></p>
<p><span id="more-1796"></span></p>
<p>Dermatolog Dr. Buket Pençe mantar hastalığından korunma yöntemlerini anlattı</p>
<p>El ve ayakta kaşıntı, kızarıklık, sulantı, sertleşme, kalınlaşma ve bazen kepeklenme şeklinde kendini gösteren mantar,  hastalığın yerleştiği bölgeye <a onmouseover="showAd('25669','100492' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>uygun</strong></span></a> ilaçların yeterli süre kullanımıyla iyileşiyor.</p>
<p><strong>Klinik görünüm</strong></p>
<p>Saçlı deride yerleşen mantar hastalığı, bazen sadece saçlarda kırılma, grileşme, incelme ve deride kepeklenme ile ortaya çıkar ve tedavi sonucunda hiçbir iz bırakmadan kaybolurlar. Bazen ise sulantılı, kabuklu yaralar görülür. Bu durum tedavi edilse de saçlar tekrar çıkmayabilir. Mantar vücutta yerleşirse, iç içe geçmiş halkalar halinde pembe-kırmızı renkli, kepekli, bazen ufak su dolu kabarcıklarla çevrili, kaşıntılı lekeler, yaralar gözlenir. Zamanla çevreye doğru genişlerler ve sayıları artabilir. Gövdede yerleşen bir başka mantar hastalığı da halk arasında samyeli denen pembe, sarı, kahve renklerde görülen, hafif kepekli lekelerdir. Yaz tatili öncesinde bu lekeleri farketmeyen kişilerde, güneş sonrası bu bölgeler güneşten etkilenmedikleri için açık renk görülürler.<br />
Hastalar da bu lekelerin güneşle oluştuğunu zannederler. Aslında pitriasis versikolor denen bu hastalığın mantarı tüm insanlarda bulunmaktadır. Ancak genetik yatkınlığı olanlarda, direnci kırık olanlarda hastalık yapmaktadır.</p>
<p><strong>Enfeksiyona neden olabilir</strong></p>
<p>Mantar hastalıkları; kıvrım yerlerini, kapalı, nemli bölgeleri sevdikleri için ayak parmak araları, genital bölge, kadınlarda meme altlarında çok sık yerleşirler. El içlerinde de seyrek olarak görülebilirler. Bu bölgelerde keskin sınırlı kızartı, kepek, kaşıntı ve bazen su dolu ufak kabarcıklar şeklinde görünürler. Kıvrım yerlerinde ayrıca normalde bulunan mantarın nem artışı ile hastalık yapması da mümkün olmaktadır. Bu durum sıklıkla askerlerde ve atletlerde ayak ve kasık mantarı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ayaktaki mantarın zamanla tırnaklara bulaşması söz konusu olabildiği gibi tırnak bakımı için ortak kullanılan makas, törpü gibi malzemeler de tırnak mantarına neden almaktadırlar.</p>
<p>Hasta tırnakların şekilleri ve renkleri bozulmakta, kirli-sarı bir renk almakta, kalınlıkları artmakta ve tırnak altındaki kalın kısım tebeşir tozu gibi, dokununca ufalanarak dökülmektedir. Ayak mantarı tedavi edilmezse, bazen buradan mikroplar (bakteriler) ayak, bacak, lenf damarlarına girmekte ve enfeksiyona neden olmaktadırlar. Hasta bölgelerde kızarma, şişme, ağrı, ısı artışı olmakta hatta enfeksiyon tüm vücudu etkileyebilmektedirler. Bu durumdaki hastaların kesin yatak istirahati ve ciddi antibiyotik tedavisi uygulamaları gerekmektedir. Mantarlar, ayrıca uzun süre antibiyotik tedavisi olan hastaların <a onmouseover="showAd('25331','100242' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ağız</strong></span></a>, boğaz, vajina ve bağırsak mukozalarında da hastalık yapabilmektedirler.</p>
<p><strong>Bulaşma YOLLARI</strong></p>
<p>Mantarlar hayvanlardan, topraktan veya insanlardan sıkı ve uzun süreli temasla bulaş- maktadır. Ortak kullanılan giysiler, banyo, havuz, hamam ve plaj en çok görülen bulaşma yollarıdır. Hayvanların derisinde, mantar hastalığı tüy dökülmelerine neden olur ve tedavi edilmezlerse insanlara bulaşır. Saçlı deride mantar hastalıkları çocuk yaşlarda görülür. Ergenlikten sonra saçlı derinin yağ bezlerinde değişiklikler oluşur ve mantarların saçlara yerleşmesine engel olurlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/havalar-isiniyor-mantara-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akne mi sivilce mi?</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/akne-mi-sivilce-mi.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/akne-mi-sivilce-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 18:08:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1794</guid>
		<description><![CDATA[Kimi akne diyor, kimi sivilce&#8230; Peki, ikisinin farkı ne? Aslında bunun cevabı çok basit! Sivilce, kıl dibi iltihaplanması anlamına geliyor, akne ise ergenlik döneminde ortaya çıkan yapı olarak adlandırılıyor. Akne, genellikle hormonlarla ilişkili olarak ortaya çıkıyor.

Nasıl oluşuyor?
Bu soruyu Sculpture Güzellik Merkezi&#8217;nden Uzman Dr. Betül Şengör&#8217;e sorduk. Şengör, aknenin oluşmasında ilk neden olarak vücuttaki yağ oranının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a id="aGoNextPage" href="http://saglik.milliyet.com.tr/akne-mi-sivilce-mi-/estetik/altgalerihaber/16.04.2010/1225864/default.htm?PAGE=2"><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/GaleriHaber/2010/04/16/fft20_mf601902.Jpeg" alt="Akne mi sivilce mi?" width="257" height="388" /></a>Kimi akne diyor, kimi sivilce&#8230; Peki, ikisinin farkı ne? Aslında bunun cevabı çok basit! Sivilce, kıl dibi iltihaplanması anlamına geliyor, akne ise ergenlik döneminde ortaya çıkan yapı olarak adlandırılıyor. Akne, genellikle hormonlarla ilişkili olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><span id="more-1794"></span></p>
<p><strong>Nasıl oluşuyor?</strong></p>
<p>Bu soruyu Sculpture Güzellik Merkezi&#8217;nden Uzman Dr. Betül Şengör&#8217;e sorduk. Şengör, aknenin oluşmasında ilk neden olarak vücuttaki yağ oranının artmasını gösteriyor ve şöyle diyor: &#8220;Hormonlarla beraber, sebum denilen yağ üretimi artıyor. Yağ arttığı zaman, çıkarken, gözenekleri açıyor. Gözeneğin içinden çıkmaya çalışan yağ, burada tıkanıp kalıyor. Bu tıkanmayla birlikte siyah ya da beyaz noktalar oluşuyor. Tıkaç olarak adlandırılan bu noktalar, bakterilerin yerleşmesi için harika bir ortam. Dolayısıyla akne bakterisi bu bölgeye geldiği zaman &#8216;akne&#8217; adı verilen oluşum meydana geliyor. Üç aşamadan oluşan akne, kızarıyor, kabarıyor, içi sertleşiyor ve iltihaplanıyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/akne-mi-sivilce-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı ve lezzetli et nasıl pişirilir?</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/saglikli-ve-lezzetli-et-nasil-pisirilir.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/saglikli-ve-lezzetli-et-nasil-pisirilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 18:06:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[emre mermerci]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[et nasıl pişirilir]]></category>
		<category><![CDATA[lezzet]]></category>
		<category><![CDATA[lezzetli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı ve lezzetli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1792</guid>
		<description><![CDATA[Bu sorunun cevabını, Et uzmanı Emre Mermerci&#8217;den dinliyoruz&#8230;

&#8220;En çok bilinen bonfile veya pirzola gibi etlerin haricinde, hayvanın farklı yerlerinde çok daha lezzetli çok daha et suyu olan, herhangi bir marinasyon yapmadan kullanabileceğimiz etler var. Bunlar flank, skirt, hanger gibi Türkçesi olmayan bifteklerdir. Bu üç tane biftek diğerlerinden bambaşkadır çünkü bunlar lif liftir ve bu liflerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Bu sorunun cevabını, Et uzmanı Emre Mermerci&#8217;den dinliyoruz&#8230;</h3>
<p><img src="http://www.damak.net/wp-content/2008/12/et.jpg" alt="http://www.damak.net/wp-content/2008/12/et.jpg" width="400" height="206" /></p>
<p>&#8220;En çok bilinen bonfile veya pirzola gibi etlerin haricinde, hayvanın farklı yerlerinde çok daha lezzetli çok daha et suyu olan, herhangi bir marinasyon yapmadan kullanabileceğimiz etler var. Bunlar flank, skirt, hanger gibi Türkçesi olmayan bifteklerdir. Bu üç tane biftek diğerlerinden bambaşkadır çünkü bunlar lif liftir ve bu liflerin içerisinde et suları çok fazladır. Her ısırdığınızda et suyu daha fazla gelir, yani çok daha fazla lezzet alırsınız.&#8221;</p>
<p><span id="more-1792"></span></p>
<p><strong><em>İyi bir et nasıl pişirilmelidir?</em></strong><br />
&#8220;Her et aynı ısıda ve aynı sürede pişirilmez. Ete gerçek lezzetini verebilmek için öncelikli olarak iki unsura dikkat etmelisiniz. Birincisi eti iki saat önce buzdolabından çıkarıp, 15-20 derecede bekletmek. İkincisi doğru pişirme süresi&#8230; İki çeşit pişirme şekli var. Birincisi kısa sürede yüksek ateşte pişirmek. Hayvanın sırt kısmından elde edilen biftekler ve hanger, skirt, flank dediğimiz biftekler kısa sürede yüksek ateşte pişirilmelidir. 10-15 dakika, 400-500 derece gibi. Bunların haricindeki etler, içerisinde yağ ve jelatin olan, hayvanın hareketli kısımlarından olan etleri uzun süreli düşük ısıda pişirmek gerekir çünkü o maddeler daha uzun sürede eriyerek lezzet kazanır. Mesela fırında yedi, sekiz saat 80-100 derecede pişirmeniz gerekebilir. Hatta bunu 50 dereceye düşürüp 24 saat de yapabilirsiniz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/saglikli-ve-lezzetli-et-nasil-pisirilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Migren ağrısına çözüm: Botoks</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/migren-agrisina-cozum-botoks.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/migren-agrisina-cozum-botoks.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 18:04:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[botoks]]></category>
		<category><![CDATA[Migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1790</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada en çok uygulanan medikal estetik girişimin öncüsü botoks, uygulama açısından dünyada hala ilk sırada.


Botoks, tüm dünyada amaç ve sonuçları öğrenildikçe kullanımı artan, en kolay kırışık yok etme yöntemi olarak biliniyor. Kısa bir zaman öncesine kadar pek çok nörolojik hastalığın tedavisinde kullanılan botokstan son yıllarda migren ağrıları için de kesin sonuçlar elde ediliyor. Migren ağrısıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Dünyada en çok uygulanan medikal estetik girişimin öncüsü botoks, uygulama açısından dünyada hala ilk sırada.</h3>
<p><img src="http://2.bp.blogspot.com/_SXxYlbChCsI/R1PzEa5zUpI/AAAAAAAAAdw/dfg7D8OYrow/s400/botoks_krem.yuz.jpg" alt="http://2.bp.blogspot.com/_SXxYlbChCsI/R1PzEa5zUpI/AAAAAAAAAdw/dfg7D8OYrow/s400/botoks_krem.yuz.jpg" /></p>
<p><span id="more-1790"></span></p>
<p>Botoks, tüm dünyada amaç ve sonuçları öğrenildikçe kullanımı artan, en <a onmouseover="showAd('25669','100483' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kolay</strong></span></a> kırışık yok etme yöntemi olarak biliniyor. Kısa bir zaman öncesine kadar pek çok nörolojik hastalığın tedavisinde kullanılan botokstan son yıllarda migren ağrıları için de kesin sonuçlar elde ediliyor. Migren ağrısıyla ilgili tedavi yöntemlerini tıklayarak okuyabilir; Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Erol Kışlaoğlu’nun da botoksla ilgili anlattıklarını aşağıya buyurarak takip edebilirsiniz.</p>
<p>Botoksun genel olarak, zamanla yüzde oluşan derin veya yeni başlamış mimik kırışıklıklarında, çizgilerde uygulanan cerrahi olmayan bir uygulamadır. Clostridum Botulinum adlı bakteriden üretilen doğal, saflaştırılmış bir proteinin kırışıklığa yol açan kaslara çok ince uçlu bir enjektör iğnesi ile düşük dozlarda verilmesiyle uygulanıyor. Fakat son yıllarda botoks uygulamalarının migren ağrılarına karşı olumlu etkiler gösterdiği görülmüş ve bu nedenle de estetik amacının yanı <a onmouseover="showAd('25331','100928' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sıra</strong></span></a> migren ağrılarını tedavi etmek amacıyla da botoks kullanımı başlamıştır.</p>
<p><strong>Migren için botoks nasıl uygulanıyor?</strong></p>
<p>Migren için botoks kullanımında ağrının başlangıç noktalarına botoks uygulanmakta ve bir hafta içinde migren ağrıların tamamen geçtiği görülmektedir. Altı ay süre sonra aynı işlem tekrarlanmaktadır. Eğer migrenin başlangıç bölgesi alın veya şakaklarda ise klasik botoks uygulaması yapılır ki böylelikle hem şakaklarda ki kırışıklıklar hem de migren ağrıları son bularak bir taşla iki kuş vurulmaktadır. Burada önemli olan nokta uygulamanın uzman hekim tarafından yapılmasıdır.</p>
<p>Eğer migrenin başlangıç noktası kafanın yan veya arka bölgelerinde ise botoks uygulaması bu bölgelere yapılmaktadır, altı ayda bir 2-3 uygulamadan sonra migren ağrıları tamamen geçmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/migren-agrisina-cozum-botoks.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakasında son durum!</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-vakasinda-son-durum.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-vakasinda-son-durum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 19:10:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo kanamalı ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[KKKA]]></category>
		<category><![CDATA[recep akdağ]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz ateş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1780</guid>
		<description><![CDATA[Son 7 yılda 4 bin 453 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakasında, 218 kişi hayatını kaybetti.


Sağlık Bakanı Recep Akdağ, CHP Ankara Milletvekili Yılmaz ateş’in yazılı soru önergesine verdiği yanıtta, iklim değişikliği gibi çeşitli faktörlerle ekolojik dengelerde meydana gelen değişiklikler sonucunda KKKA hastalığının 2002 yılından itibaren görülmeye başladığını ve bu hastalık hakkında bakanlıkça şeffaflık politikası izlendiğini, duruma ilişkin bilgilerin kamuoyuyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Son 7 yılda 4 bin 453 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakasında, 218 kişi hayatını kaybetti.</h3>
<p><img class="mainImg" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/04/13/kirim-kongo-kanamali-atesi-vakasinda-son-durum--596291.Jpeg" alt="Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakasında son durum!" /></p>
<p><span id="more-1780"></span></p>
<p>Sağlık Bakanı Recep Akdağ, CHP Ankara Milletvekili Yılmaz ateş’in yazılı soru önergesine verdiği yanıtta, iklim değişikliği gibi çeşitli faktörlerle ekolojik dengelerde meydana gelen değişiklikler sonucunda KKKA hastalığının 2002 yılından itibaren görülmeye başladığını ve bu hastalık hakkında bakanlıkça şeffaflık politikası izlendiğini, duruma ilişkin bilgilerin kamuoyuyla sürekli paylaşıldığını ifade etti.</p>
<p>KKKA’nın özellikle Kelkit vadisi olarak adlandırılan coğrafik alanda bulunan illerde yoğun olarak görülmekle birlikte diğer illerde de ortaya çıkabildiğini belirten Akdağ’ın verdiği bilgiye göre, 2002-2009 yılları arasında vaka ve ölüm oranı şöyle gerçekleşti:</p>
<p><strong> Yıllar       Vaka Sayısı   Ölüm</strong><br />
&#8212;&#8212;&#8212;    &#8212;&#8212;&#8212;&#8211;   &#8212;&#8211;<br />
2002-2003    150           6</p>
<p>2004                 249           13<br />
2005                 266           13<br />
2006                 438           27<br />
2007                 717           33<br />
2008                 1315          63<br />
2009                 1318          63<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Toplam       4453          218</p>
<p>Hem korunmada hem de bu hastalıkların kontrolünde toplumsal katılımın büyük önem taşıdığını belirten Akdağ, &#8220;Toplumsal katılımı sağlamanın en etkili yolu da bilgili ve bilinçli bir toplum oluşturulmasıdır. Bu sebeple, son yıllarda önemli bir halk sağlığı problemi olarak bazı illerde, özellikle kırsal kesimlerde yaşayan vatandaşlarda görülen KKKA’da spesifik tedavinin olmaması ve tedavinin esasını destek tedavisi oluşturduğundan korunma önlemlerinin sağlanması mücadelede ilk basamağı oluşturmaktadır&#8221; dedi. Akdağ, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Hastalıkta kişisel korunma önlemlerinin alınması büyük rol oynadığından, hastalık ve korunma önlemlerine ilişkin toplum eğitim çalışmaları yürütülmüş ve halen bu çalışmalara ilgili kurumların desteğiyle devam edilmektedir. Sağlık çalışanlarına yönelik hizmet içi eğitim çalışmaları da hastalığın belirlenmesinden itibaren gerek merkezi gerekse yerel düzeyde yürütülmektedir.</p>
<p>KKKA Bilimsel Kurulu oluşturulmuş ve yılın değişik zamanlarında Kurul toplanarak hastalıkla ilgili değerlendirmelerde bulunmakta, yapılacak çalışmalara ilişkin planlamalar yapılmaktadır.</p>
<p>KKKA hastalığıyla etkin mücadele ve bu hastalığın sağlık personeline bulaşma riskinin azaltılmasına yönelik olarak merkezi ve yerel düzeyde hizmet içi eğitim toplantıları düzenlenmektedir. Bu eğitim toplantıları hastalığın ülkemizde belirlenmesini müteakip periyodik olarak konunun muhataplarının katılımıyla düzenlenmektedir.&#8221;</p>
<p><strong>MİLLETVEKİLLERİMİZE GÖREV DÜŞMEKTEDİR</strong></p>
<p>Vakaların yoğun olarak görüldüğü kırsal kesimde de vatandaşlarımızın konuyla ilgili olarak eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için geçen yıllarda yapılan halk eğitim çalışmalarına bu yıl da devam edildiğini belirten Akdağ, hastalıkla ilgili kısa TV filmi hazırlandığını ve basın yayın kuruluşlarına gönderildiğini, yeni TV filmlerinin hazırlıklarının da devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>Bunların yanı sıra hastalığın yoğun olarak görüldüğü yerlerde de hane ziyareti şeklinde yüz yüze görüşmelerle halkın bilgilendirilmesi çalışmalarının yapıldığını kaydeden Akdağ, şunları ifade etti:</p>
<p>&#8220;Hastalık şüphesiyle sağlık kuruluşlarına başvuranlara gerekli takip ve tedavi hizmetleri sunulmakta ve konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla gerekli iş birliği yapılmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca hastalığın görüldüğü bölgelerde evcil hayvanlarda keneye karşı ilaçlama çalışmaları sürdürülmektedir. Ayrıca, yaban hayatında virüsün sirkülasyonu konusundaki bilimsel çalışmalar devam etmektedir.</p>
<p>KKKA hastalığı ile mücadele çalışmalarımıza tüm gücümüzle devam ediyoruz. Bu konuda tüm milletvekillerimize görev düşmektedir. Vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi konusunda milletvekillerimiz kritik bir rol taşımaktadırlar. Bakanlığımız diğer pek çok enfeksiyon hastalığı ile mücadelede gösterdiği başarıyı bu konuda da gösterecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-vakasinda-son-durum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu besinler ile daima 25 yaşında kalın!</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/bu-besinler-ile-daima-25-yasinda-kalin.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/bu-besinler-ile-daima-25-yasinda-kalin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 19:05:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[25 yaş genç kal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1778</guid>
		<description><![CDATA[Lifli besinler tüketmek gerektiğine dair tavsiyeler mutlaka kulağınıza çalınmıştır. Peki, ne işe yarar bu çok sözü edilen, liften zengin gıdalar ve en çok nelerde bulunurlar?


Kısaca tanımlamak gerekirse, bitkilerin vücudumuz tarafından sindirilemeyen kısmına diyet lifleri ya da posa diyoruz. İnsan vücudunda bulunan enzimler, diğer içeriklerin aksine kompleks karbonhidratlar olan lifleri parçalayamıyor, bu nedenle de kan dolaşımı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">Lifli besinler tüketmek gerektiğine dair tavsiyeler mutlaka kulağınıza çalınmıştır. Peki, ne işe yarar bu çok sözü edilen, liften zengin gıdalar ve en çok nelerde bulunurlar?</h3>
<p><img class="mainImg" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/04/13/bu-besinler-ile-daima-25-yasinda-kalin--596587.Jpeg" alt="Bu besinler ile daima 25 yaşında kalın!" width="355" height="214" /></p>
<p><span id="more-1778"></span></p>
<p>Kısaca tanımlamak gerekirse, bitkilerin vücudumuz tarafından sindirilemeyen kısmına diyet lifleri ya da posa diyoruz. İnsan vücudunda bulunan enzimler, diğer içeriklerin aksine kompleks karbonhidratlar olan lifleri parçalayamıyor, bu nedenle de kan dolaşımı tarafından emilemiyorlar. &#8220;Bunları sindiremiyorsak ne işe yarıyorlar ki?&#8221; diyebilirsiniz. Aslında onların faydaları da bu özelliklerinden, yani sindirilememelerinden geliyor!</p>
<p>Faydalan saymakla bitmiyor</p>
<p>&gt; Diyet liflerinin en önemli faydalarından biri, midede daha uzun süre kalarak bizi tok tutmaları. Böylece kilo kontrolüne yardımcı oluyor, daha ince, daha fit olmamızı sağlıyorlar.</p>
<p>&gt; Bağırsakları toksinlerden temizliyorlar. Mideyi koruyorlar, sindirimin tam bir denge içinde işlemesini sağlayarak bu sistemde görülebilecek kanser de dâhil birçok hastalığı önlüyorlar.</p>
<p>&gt; Diyet lifleri, karbonhidratların daha uzun sürede emilmelerini sağlayarak insülin ve kan şekeri düzeylerinin kontrol altında tutulmasını sağlıyor. Bu yönüyle diyabetin önlenmesinde de önemli katkıları var.</p>
<p>Kalp ve damar hastalıklarına yol açan kötü kolesterolün düşürülmesine yardımcı olurlar. Özellikle suda çözülebilen diyet lifleri, bağırsaklarda fermente olarak sindirim sistemi için çok faydalı olan kısa zincirli yağ asitlerine dönüşürler.</p>
<p><strong>Yeterli diyet lifi nasıl alabilirim?</strong></p>
<p>Öğle yemeğinde hamburger menü mü yoksa etli <a onmouseover="showAd('24844','102928' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>taze</strong></span></a> fasulye ve bir dilim tanı buğday ekmeği mi yerseniz daha çok diyet lifi alırsınız? Tabii ki ikinci seçenek! Yetişkinlerin 25-35 gram arasında diyet lifi tüketmesi öneriliyor. İşte size beslenmenize daha fazla diyet lifi eklemek için bazı ipuçları:<br />
*Ekmek, kahvaltı gevreği, kraker, makarna alırken her zaman &#8216;tam tahıllı&#8217; olanları seçin. Yani rafine ürünlerden uzak durun.<br />
*Kahverengi pirinç, bulgur, yulaf gibi tam tahıllara, beslenmenizde daha fazla yer verin.<br />
*Fasulye, mercimek, bakla, nohut gibi Türk mutfağında da son derece popüler olan baklagilleri daha fazla tüketin. Yine kabuklu yemişler ve tohumlar (en ünlüleri keten tohumu) da diyet lifleri yönünden son derece zengindir. Salatalarda, çorbalarda bu tohumlardan yemeye çalışın.<br />
*Meyve ve sebzelerin eşsiz lif kaynakları olduklarını unutmayın. Mümkün olduğunca onları kabuklarıyla tüketmeye çalışın. Ayrıca meyve suyundan çok, meyveleri tüm olarak yemeye çalışın.<br />
*Sağlıklı bir atıştırma için kurutulmuş meyveleri tercih edin. Ayrıca onları kurabiyelerinize ve tatlılarınıza da katabilirsiniz.</p>
<p><strong>Önerilen günlük diyet lifi miktarı</strong></p>
<p>Erkekler, 19-38 yaş 38 gram<br />
Erkekler. 51+yaş 30 gram<br />
Kadınlar: 19-50 yaş 25 gram</p>
<p>Kadınlar: 50+ yaş 21 gram</p>
<p><strong>BAKLALI ENGİNAR </strong></p>
<p>Malzemeler:<br />
4 adet enginar<br />
1 çay bardağı zeytinyağı<br />
50 gr. taze iç bakla<br />
1 adet orta boy havuç<br />
4-5 adet arpacık soğan<br />
4 adet taze patates<br />
1 adet limonun suyu<br />
1 çay kaşığı tuz<br />
1 su bardağı su</p>
<p><strong>Yapılışı</strong><br />
Soyulmuş enginarların üzerine havuç, soğan, patates, limon suyu ve tuz ekleyin.<br />
15-20 dakika kadar orta ateşte pişirin.<br />
Enginarlar pişmeye yaklaştığında, baklaları da orta ateşte 4-5 dakika kadar haşlayın ve kabuklarını soyun.<br />
Baklaları enginarın üzerine ılıkken koyarak servis edin.</p>
<p>* Orta büyüklükte 1 adet pişmiş enginar 6.5 gram lif içeriyor. Bir adet havuç (72 gram) 2 gram lif içeriyor.</p>
<p><strong>KEPEKLİ ERİŞTE</strong><br />
Malzemeler:<br />
1 paket kepekli erişte ya da kepekli papardelle (400 gr.)<br />
100 gr. tuzsuz lor peyniri<br />
8 adet kiraz domates<br />
20-25 adet yaprak ıspanak<br />
1 adet havuç 1 adet sakız kabağı<br />
1 tatlı kaşığı tuz<br />
Yapılışı<br />
Erişteyi önceden kaynamış suda, tuz ilave ederek 5-6 dakika haşlayın.<br />
Bir tencereye zeytinyağını koyun, üzerine sırasıyla küp şeklinde doğradığınız havuç ve sakız kabağını, ıspanak yapraklarını ve son olarak da kiraz domatesleri koyarak hafifçe pişirin. Haşlanmış erişteyi ilave ederek birbiriyle özleştirin.<br />
Erişteyi tabağa koyduktan sonra üzerine lor peynirini ekleyerek servis edin.</p>
<p><strong>SEBZELİ BUĞDAY</strong><br />
Malzemeler:<br />
1 su bardağı buğday<br />
2 adet havuç<br />
1 adet yeşil kabak<br />
3-4 dal maydanoz yaprağı<br />
1 çay bardağı bezelye<br />
1 çay bardağı zeytinyağı<br />
1 çay kaşığı tuz<br />
4 su bardağı su ya da et suyu<br />
Yapılışı:<br />
Bir <a onmouseover="showAd('25109','101220' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>gün</strong></span></a> önceden ıslatılmış buğdayı 1 litre suda 25-30 dakika haşlayın.<br />
Havuç, kabak ve maydanozu bezelye büyüklüğünde kesin. Bezelye ile birlikte zeytinyağını da ilave ederek<br />
3-4 dakika pişirin.<br />
3- Et suyu ve haşlanmış buğdayı ilave edin. 8-10 dakika dinlendirdikten sonra yemeğiniz servise hazır hale gelir.<br />
100 gram pişmiş buğday 5 gram lif içeriyor.<br />
100 gram bezelye 5 gram lif içeriyor.</p>
<p><strong>İNCİR TATLISI</strong><br />
Malzemeler:<br />
15-16 adet kuru incir<br />
1 su bardağı süt<br />
1 çay bardağı badem<br />
4 çorba kaşığı kuru üzüm<br />
4 çorba kaşığı çekirdeksiz siyah üzüm<br />
4 çorba kaşığı nar tanesi<br />
8-10 adet kayısı<br />
Yapılışı:<br />
İncirleri dörde bölün ve üzerlerine süt ilave edin. 15-20 dakika orta ateşte koyulaşana kadar pişirin.<br />
Kayısıları üzüm büyüklüğünde minik parçalara ayırın. Üzümleri de ilave ederek bir miktar su ile birkaç dakika kaynatarak <a onmouseover="showAd('25669','102915' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>yumuşak</strong></span></a> bir kıvama gelmelerini sağlayın.<br />
Sütle pişirdiğiniz inciri arzu ettiğiniz bir kalıp ölçeğiyle şekil vererek üzüm, kayısı ve bademlerle süsleyerek servis edin. Dilerseniz dondurma ile birlikte de servis edebilirsiniz.</p>
<p>Kuru incir 100 gramda 18.5 gram lif içeriyor. Kuru kayısı 100 gramda 24 gram lif içeriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/bu-besinler-ile-daima-25-yasinda-kalin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selülitin sonu mu?</title>
		<link>http://www.saglikbilgini.com/selulitin-sonu-mu.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgini.com/selulitin-sonu-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 19:01:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[- Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[D-actor]]></category>
		<category><![CDATA[madonna]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[selülite son]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgini.com/?p=1776</guid>
		<description><![CDATA[İsviçreli üreticiler, kadınların çözümsüz sorunu selülite son vereceği iddia edilen yeni bir silah geliştirdi.


Akustik dalga terapisi adı verilen teknolojiyi kullanan D-actor adlı alet, böbrek taşı düşürmek için kullanılan yöntemi selülite uyguluyor. Problemli bölgeye sıkıştırılmış hava ile düzenli basınç uygulayan 50 bin sterlin (115 bin TL) değerindeki D-actor’un alıcıları arasında Madonna da var. Ünlü yıldız sistemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 id="divAdnetKeyword2">İsviçreli üreticiler, kadınların çözümsüz sorunu selülite son vereceği iddia edilen yeni bir silah geliştirdi.</h3>
<p><img class="mainImg" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/04/13/selulitin-sonu-mu--596665.Jpeg" alt="Selülitin sonu mu?" width="366" height="219" /></p>
<p><span id="more-1776"></span></p>
<p>Akustik dalga terapisi adı verilen teknolojiyi kullanan D-actor adlı alet, böbrek taşı düşürmek için kullanılan yöntemi selülite uyguluyor. Problemli bölgeye sıkıştırılmış hava ile düzenli basınç uygulayan 50 bin sterlin (115 bin TL) değerindeki D-actor’un alıcıları arasında Madonna da var. Ünlü yıldız sistemi evine kurdurttu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgini.com/selulitin-sonu-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
