Skolyoz, omurganın lateral feleksiyon ve rotasyonuyla (sağa ya da sola kayması) oluşan üç boyutlu bir deformitedir. 10‘nin altındaki sapmalar omurga eğriliği olarak isimlendirilirken 10ve üzerindeki sapmalar skolyoz ismini alır. 200’ye kadar olan skolyozlarda egzersiz tedavisi önerilir.Buradan sonrası korseleme veya daha ileri dereceleri cerrahi girişimle tedavi edilmektedir. Skolyozun her bireyde etkilediği yapıların türü ve şiddeti farklılık göstermektedir.Bu yüzden fizyoterapist tarafından yapılacak egzersiz programı da kişiye özel ve bütüncül bir yaklaşım içinde olmalıdır.
Görülme sıklığı erkeklere oranla kız çocuklarında daha fazladır ve büyük bir çoğunluğu idiopatiktir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda skolyozun, melatonin eksikliğine bağlı olarak geliştiği düşünülse de bunun da neden kaynaklandığı tam olarak bulunamamaktadır.

Skolyozun seyri kişiden kişiye değişir fakat büyüme devam ettiği sürece skolyozun derecesinin artması da muhtemeldir. Hastaların çoğu omuz, bel veya kaburga asimetrilerinin aileleri, arkadaşları tarafından fark edilmesiyle doktora başvurmaktadır. Diz kapakları ve kalça seviyelerindeki eşitsizlik de diğer belirtiler arasındadır. Doğuştan olmayıp yanlış postür, aynı kolda çanta taşıma, asimetrik sporlarla uğraşma(tenis, golf vs), alışkanlıklar sonucu sonradan kazanılmış(fonksiyonel) skolyoz, egzersizle ve fizik tedaviyle düzeltilebilmekte veya semptomları azaltılabilmektedir. Tedavi sadece fiziksel bir düzelmeyle sınırlı kalmayıp kişinin psikolojik durumunu da göz önünde bulundurmalıdır. Bunun bir hastalık olmadığı, gerileyebileceği, olduğu derecede durdurulsa bile bununla yaşamanın problem olmadığı hastaya anlatılmalıdır.

Özellikle adolesan dönemde (10-19 yaş) karşılaşılan idiopatik skolyoz en sık karşılaşılaşılan skolyoz türüdür ve kişide fiziksel problemlerin yanı sıra estetik algısı ve psiko-sosyal durumla ilgili problemlere de yol açmaktadır. Bu dönemde yapılacak egzerizle ve uygulanacak tedavi programıyla hastanın postür farkındalığının geliştirilmesi ve cobb açısının(eğrinin şiddetinin) düşürülmesinin yanısıra, günlük yaşam önerileriyle hastanın estetik kaygılarının da giderilmesi ve hayata daha iyi adapte olması gerekir.Terapist için tedavideki öncelik cobb açısının düşürülmesiyken hasta için özellikle yaşı itibariyle estetik kaygılar ön planda olabilir. Bu yüzden tedavi planı oluşturulurken hastanın beklentileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Skolyozun, bireyin sosyal yaşantısını minimum düzeyde etkilemesi sağlanmalıdır. Skolyozu artırabilr düşüncesiyle hobilerinden veya uğraştığı spor türlerinden vazgeçirilmesi bireyi psikolojik olarak daha kötü etkileyebileceği için kaçınmak gerekir.

Adolesan idiyopatik skolyozlu (AIS) hastalarda sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi ve deformite algısı konulu çalışmaya 10-18 yaşları arasında AIS’li 68 (58 kadın) hasta konservatif (egzersiz veya egzersiz + breys) veya cerrahi tedavi almaya davet edildi. Yaşam kalitesi (SRS-23) ve deformite algısı(WRVAS) değerlendirildi. Konservatif tedavi edilen hastalar SRS-23’in fonksiyon alanlarında cerrahi olarak tedavi edilen hastalara göre (egzersiz / cerrahi, egzersiz + destek / cerrahi; p = 0.009, 0.004) anlamlı derecede üstün puanlara sahip olduğu ortaya çıktı. Ve nihayetinde çalışmayı yürüten araştırmacılar tarafından; radyografik değerlendirmelere ek olarak, yaşam kalitesi, estetik algı, işlevsellik, yönetimden memnuniyet, psiko-sosyal durum gibi konuların, AIS tedavisinde sağlık uzmanları tarafından dikkate alınması gerektiği vurgulandı. (Health related quality of life and perception of deformity in patients with adolescent idiopathic scoliosis. Çolak TK, Akgül T, Çolak I, Dereli EE, Chodza M, Dikici F.J Back Musculoskelet Rehabil. 2017)

Sağlıkla kalın..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here