“Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kalan kısmı da hastadır.”

Hipokrat

İnsan bağırsağında yaklaşık olarak 100 trilyon, 1.5 kg bakteri bulunur. Bu bakterilerin %85 i “dost” bakterilerdir. Probiyotik olarak adlandırdığımız bu bakterilerin insan sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre probiyotikler, konakçıya yeteri miktarda verildiğinde fayda sağlayan canlı organizmalar olarak tanımlanmaktadır. Probiyotikler insan bağırsak florasını düzenleyerek kişinin bağışıklık sistemi başta olmak üzere duygu ve davranışları da etkiler.

Kişinin stres ve heyecana bağlı olarak yaşadığı bağırsak krampları, karın ağrısı, midede kelebekler oluşması hissi, ishal ve kabızlık durumu beyin ve bağırsak arasında bir ilişki olduğunun göstergesidir. Bağırsaklar direkt olarak beyindeki duygu merkezleriyle bağlantılıdır. Bağırsaktaki probiyotiklerin sayısının azalması ile bakterilerin dengesinin değişmesi bağırsak florasının bozulmasına neden olur. Bu durum disbiyozis olarak adlandırılır. Disbiyozis sonucu kişide isteksizlik, kronik yorgunluk ve depresyon belirtileri görülebilir. Bununla birlikte mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin de yaklaşık %80-95 i bağırsaklar tarafından üretilir. Yani, başka bir deyişle, bağırsaklarınız mutlu ise siz de mutlusunuz demektir!

Bağırsak florası kişinin psikolojik durumu ile yakından ilgili olduğu kadar bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Bağırsak florası, sindirim sistemi mukozasının üzerinde yaşayan konak organizmalar ile sindirim başta olmak üzere çeşitli fonksiyonlarla ilgili önemli işleve sahiptir. Probiyotikler, bağırsak florasını düzenleyerek immun sistemin gelişiminde ve düzenlenmesinde rol alır. Bağırsaktaki bariyer mukozasını güçlendirerek zararlı bakterilerin işlevini azaltır ve böylelikle bağışıklık dengesinin devamını sağlar. Aynı zamanda besinlerin emilimini etkileyerek, besin biyoyararlılığını arttırmaktadır. Bununla birlikte laktoz intoleransının semptomlarını azalttığı bildirilmektedir. Yine bağırsaktaki probiyotik bakterilerin sayısının azalması ile oluşan dengesizlik sonucu görülen disbiyozis, bağırsak geçirgenliğini arttırarak birçok hastalığa neden olur. Bu hastalıkların başında hassas bağırsak sendromu, alerji, astım, diyabet, obezite, karaciğer yağlanması, kalın bağırsak kanseri gelmektedir.

Vücudunuza aldığınız probiyotik bakteriler kadar, bu bakterilerin tüketeceği besinler de önemlidir. Probiyotiklerin tükettiği besinlere prebiyotikler denmektedir. Prebiyotikler lif kaynaklarından oluşmaktadır. Bu nedenle probiyotik yiyecekler kadar tükettiğimiz lif miktarına da özen göstermemiz gerekmektedir.

Sağlıklı Bağırsak Florası Nasıl Olur?

Sağlıklı bağırsak florası doğum ile başlar. Normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde, sezaryenlere göre daha gelişmiş bağırsak florası görülmektedir. Dolayısı ile normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerin bağışıklık sistemi daha güçlüdür denilebilir. Bunun devamında beslenme düzeni ve probiyotik, prebiyotik yiyeceklerin yeteri kadar tüketilmesi bağırsak florasının sağlıklı bir şekilde oluşumunu ve düzenlenmesini sağlayacaktır.

Başlıca probiyotik kaynakları; süt, yoğurt, kefir, turşu, sirke…

Başlıca prebiyotik kaynakları; kurubaklagil, kepekli buğdaylar, yulaf, keten, arpa…

 

Sağlıkla Kalın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here